
Bismillah,
Hamd Allah’adır. Salat ve Selam Rasulullah’a olsun. Onun yolunda yürüyenlere selam olsun…
Biz Kimiz?
Biz Müslümanız.
Yani; Allahtan başka ilah tanımayız. Muhammed (S.A.S) Allahın insanlara yani bize, Kendisine uyalım diye gönderdiği rasulü olduğuna inanırız. Kur’an ve sünnette geçtiği şekliyle Allah’ın isim ve sıfatlarına iman ederiz, tevil etmeyiz.
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, rasullerine, kadere, ahiret günü tekrar haşredileceğimize, kabir azabına, şefaatin Allah’a ait olduğuna, dilediği kişi için dilediğine şefaat yetkisi vereceğine, mizana, sırata, havza, mü’minlerin cennete gireceklerine, kâfirlerin cehenneme atılacaklarına, miraca, israya… kısaca, Kur’an ve sünnette beyan edilen imani hakikatlere iman ederiz.
İman, kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve amellerle tatbiktir.
Büyük günah işleyeni tekfir etmeyiz; fasık görürüz.
Şirk ve küfür itikadını taşıyan, ikrar eden ve işleyenin amelleri boştur. Bunları kâfir görürüz. İster cahil olsun, isterse niyetinin iyi olduğunu iddia eden biri olsun fark etmez.
Mü’minleri veli ediniriz, akraba bile olsa kâfirlerden beriyiz.
Maalesef kavramların içi boşaltıldığı için burada şu açıklamayı da zorunlu görüyoruz:
Kullara kul olmayı reddediyoruz. Sadece yaratıcımız olan Allaha kulluk ederiz. Hayatımız hakkında söz söyleme yetkisi sadece Allah’a aittir. Yani nasıl inanacağımıza, nasıl yaşayacağımıza, neyi doğru neyi yanlış kabul edeceğimize, ekonomimizin nasıl olacağına, siyasetimizin nasıl şekilleneceğine, sosyal hayatımıza, eğitimimize, aile düzenimize, günlük yaşayışımıza kısaca, hayatımızın her alanına hakim tek otorite Allah’tır.
Ve kalplerini pekiştirdik. O vakit ayağa kalkıp dediler ki: “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir; kesinlikle O’ndan başka hiçbir ilaha tapmayız; yoksa gerçekten saçma sapan konuşmuş oluruz.” (Kehf:14)
Muhammed S.A.S.)’den başkasını uyulacak merci kabul etmeyiz. Rasullulah dini bize nasıl öğrettiyse o hal üzere alır ve hayatımızda uygularız. Alimlere ise, Kur’an ve sünnetten delillendirdikleri meselelerde ancak, ittiba ederiz. Kur’an ve sünnetten delili olmayan hiçbir sözün kıymeti yoktur. Sözün sahibi hangi alim olursa olsun fark etmez. Alimleri rab edinmeyiz.
Onlar, Allah’ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesih’i rabler edindiler. Oysa ki, hepsi ancak bir ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı, ki O’ndan başka hiçbir ilah yoktur; O, onların ortak koştukları her şeyden münezzehtir. (Tevbe, 31)
Daha açık ifadeyle şunu demek istiyoruz:
Kur’an ve Sünnette nasıl isteniyorsa öyle iman ederiz. Toplumun hurafelerle karışmış inancını reddediyoruz.
Dinin iki referansı vardır: Kur’an ve Sünnet. Şeyhlerin, taklit mercilerinin, ağabeylerin, üstadların, hocaların, din adamlarının, hoca efendilerin, efendibabaların, gavsların, kutubların, dedelerin… dinde yetkili olmadıklarını hatta hurafe kaynağı olduklarını beyan ederiz.
Allah’tan başka hiçbir güç, din hakkında yetki sahibi değildir. Laik sistemin hiçbir kurumu islam üzerinde yetki sahibi olamaz. Laikliğin teminatı olan diyanet kurumu ve onun gasp ettiklerinden beriyiz. Bunların hükmü, mescid-i dırar hükmüdür. Diyanetin ve devlet dininin okulları olan ilahiyat ve imam hatip okullarının birer dırar kurumu olduklarına inanırız.
Rabbimiz Allah’tır. Rabbin bir anlamı da eğitendir. Eğitim konusunda da Allah’tan başka Rabb tanıyamayız. Dolayısıyla eğitimimize ve çocuklarımızın eğitiminin nasıl olacağına da ancak, Allah karar verir. Putperest laik eğitim sistemini reddediyoruz.
Tağutu reddetmeyi imanın gereği olarak görüyoruz. Her çeşit tağutu tekfir ediyoruz. Tağut, ister kendilerini yasama mercii olarak görenler olsun, ister dini saptırıcı sarıklı cübbeli din adamı, ister dikili taşlar, ister mezarlarda yatanlar, isterse herhangi bir kurum veya devlet olsun fark etmez. Tağutun silahlı bekçiliğini yapanlar, tağutu tekfir etmemişlerdir. Tağutun her türlü bekçiliğini reddediyoruz.
Tağutların ürünü olan her sistem şeytan işi pisliktir. Başta demokrasi olmak üzere, laiklik, kemalizm, komünizm, kapitalizm, satanizm, liberalizm, sosyalizm… Hepsinden beriyiz.
Tağutların insanları sürüleştirmek için kullandıkları kurum ve araçlarından da beriyiz. Moda, sendika, siyasi partiler, eğlence kulüpleri, bayramları vs.
Milliyetimiz islamdır. Dillerin ve renklerin ayrı, olması Allah’ın ayetlerindendir. Üstünlük takva iledir. Hiçbir milletin başka bir millet üzerinde hakimiyet yetkisi olamaz. Hakim millet islam milletidir. Müslüman olduktan sonra Arab, Türk, İngiliz, Rum, Gürcü, Kürd, Çerkes… eşit kardeşlerdir. Her millet kültürünü yaşama ve geliştirme hakkına sahiptir. Dilini, başta eğitim olmak üzere her alanda kullanma hakkına sahiptir. Müslüman milletlerin İslami kültürleri, ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Hucurat suresinde Rabbimiz, birbirimizi bilip kaynaşalım diye, bizleri ayrı kabile ve milletlerden kıldığını bildiriyor.
Müslümanın devleti islamın hakim olduğu yerdir. Anadolu, Azerbaycan, Kürdistan, Türkistan, Pakistan, Amerika, Asya, Avrupa… neresi olursa olsun fark etmez. Milli-ulusal devletçikler ise, şeytanın milliyetçiliğine dayalı yapılardır. Yeryüzü Allah’ındır. Elbette Allah’ın dini oraya hakim olmalıdır.
Tağutun yönetme yetkisi olmadığı gibi yargılama yetkisi de yoktur.
Hedefimiz Allah’a kulluktur. Onu razı etmektir. Allah’ın sınırları dairesinde yaşayıp, son nefesimizi müslüman olarak vermek gayemizdir. Hedefimiz devlette iktidar olmak yada devleti ele geçirmek değildir. Allah mü’münleri eninde sonunda yeryüzünün varisleri kılacaktır. Kudret Allah’ın elindedir. Nuh (a.s.), Musa (a.s.), Yunus (a.s.)… kıssalarına bakılırsa mesele daha iyi anlaşılır. Görevimiz imtihan gereği bulunduğumuz durumda, Kur’an ve Sünnet neyi emrediyorsa onu yapmaktır. Bunun adı da kulluktur. Allah bize iktidar verirse elbette kulluğumuz gereği ne yapmamız gerekiyorsa o zaman da onu yapacağız.
Burada anlatılanlar, site ziyaretçisine sitenin kuruluş gayesini öz olarak sunmak içindir. Çok uzamasın diye delilleri ifade etmedik. Bu konular, İnşaAllah, zaman süreci içerisinde delilleriyle sitede işlenecektir.
Doğrular İslamındır. Yanlışlar nefsimizdendir. Bize düşünceleriyle yardımcı olmak isteyenlere sitemiz açıktır. Kur’an ve Sünnet ile yanlışlarımızı gösterip düzeltmek isteyenlere şimdiden teşekkür ederiz. Bize e-mail ile ulaşabilirler. Eleştirilere açık olacağız inşaAllah. Tartışmacılığı, cedeli, seviyesiz yaklaşımları İslam kabul etmez. Biz de bunlardan uzağız. Böylelerine ‘’selam’’ der, geçeriz.
Allah bu siteyi sizin ve bizim için hayır vesilesi kılsın… Tevfik Allah’tandır.
Not: Bu yazıda “ben” dili yerine “biz” dilinin kullanılmasının nedeni, İslami Hakikatler ifade edildiği içindir. Bunlar benim değil İslamın malıdır. Dolayısıyla Müslümanların ortak değerleridir.